Hilal Baş

En Plein Air 

Şimdi muhtalif bir ömürce kısalıyordur başın duraklamaksızın

Bencil bir kavgada eziliyordur soylu dik başlılık sirke küpü bir yüz

Çoğul eylemlerce suçlanır seferberlikte


Aralarına karışmak şimdi, örtbas etmek demografiyi


Bunamış bir ihtiyar gözüdür


Parça parça dahil olmak, serçe vurmak oyuklarında gizliliğin -birtakım anlatıla durur şeyler-


Günlük birtakım hüsranlar telaş telaş kapımdan, bacamdan


Düşkün su birikintisi gibi akar, gün ışığını gecikir nedenli nedensiz -gün ağarmaz vardiyasında-

Böyle günlere indim süzülerek bir bozkırın ortasında

Yapış yapış kulaçlar indim, oluklar ayaklarımda kapanmış bir günü -naylon bir günde, bozkırın ortasında-


İşten değil su düşsün yalvar yakar ovaya


Öyle bir endişede düpedüz kalakaldım 

Dere yatağı taştım virgül gibi ovalarda
-antik bir sevgiyi aştım, bıkkın bir yüzey semaları-


Lakayt bir tavırlar yani, birtakım anlaşılır şeylerin kabulleniş zamanında aştım bunları -anlaşılır mı?-


Kasılmış bir dinin öncülüğünde, geniş zamanları sıkıldım


Dünyanın sonu geldi üç kere, belki beş


Çelimsiz bir yılı bitirdik nöbetleşe
-

Şakaklarımda bir umumiyetle
Yüzü ekşi bir vilayette oldu bunlar-


Bir su yolu kemerinden dirsek dirseğe umumi gölgelerden geçtik


Bir devirde telaş düştüm
-gel zaman git zaman en iyi çağında yokluğun- 

Çürümüş bir su yolu kemerinden geçtik, hatırla iki tarafı su, iki tarafı yokluktu, hatırla!

-Öylece bir devirde
Olanca gücümle bir telaşı düştük-

Kaç kişi girdi, kaç kişi çıktı şu kapıdan?


Oturdum, umursamadım


Çay verdiler bana
-yaş bir masada iki tarafı su iki tarafı yokluk oturdum-

Hiç umursamadım 

 Öylece bir çayla bozkırın ortasında

-Bin kere kazılmış aklıma

İlki tarafı su, iki tarafı yokluk- Herkesin gelip geçtiği olağan bir yıldı

Hiç umursamadım

Modası geçmiş türküler çalındı kulağıma
-kaç kişi girdi kaç kişi çıktı şu kapıdan saymadım-

Apar topar bir ittifak,

Allah Allah bu da nesi? Nam-ı diğer süreli kinayeler
-Öylece umursamadım işte


İki taraf su, iki taraf yokluk


Oturdum bir bozkırın ortasında-


Peş peşe bir ömrü yerdim
-çay verdiler bana hiç umursamadım dedim ya- 

Köhne bir kent düştü bozkırın ortasında


Ben ordaydım


Husumet yüzdüm ovalarda, birtakım göz boyamalar, lüzumsuz lüzumsuz işler boyuna Köprünün altından sular geçti, hiç umursamadım
-

üç kez geldi dünyanın sonu, belki beş- 

Alabildiğine geniş bir bozkırda, öylece bir devri telaş düştüm

Keçeden insanlar süzdüm, ince ince soluklar
-

İki tarafı su, iki tarafı yokluk


Hatırla- 

Çakırdoğan bir kalabalıkta küçüldü ellerim


Hiç umursamadım


Mübalağa, kapkara yıllarda ağ ağ süzüşler ezberledim, yine de geldi geçti

Ellerim karardı, öylece bıktım bozkırın ortasında
Belirsizlik döngülerinde sonsuzca bir delik 

Göklerde büyür de büyür tasası


Çift taraflı su kemerinin ortasında


Bir yere yetişmek desen, dokuz canla başla, öyle büyür

-İki tarafı su, iki tarafı yokluk bozkırlarda
Ezberledim- 

Aralıksız bir yerinden uzuyor boşluk


Bir gök ucunda bitiyor gövdesi
-

Çünkü her taraf yokluk, her taraf kurak bozkırlarda Alıştım 

Bir döngüde yüzün-