Can Görkem Halıcıoğlu

Beklemek gerekir.

Ufaktan sezer gibiyiz…

Başka bir ‘dışarı’nın keşfi için beklemek gerekir. İçimdeki dışarıya dalmak, bizzat zamanın kendisine dalmak, bekleme eylemini gerektirir, sezer gibiyiz. 

Bir kedi, ben, bir imge,  bir bitki…

Ben ona ait zamanda ne hissederim, o benim içsel zamanımda nereye yerleşir? Tüm asimetrik boyutlardan geçip gözeneklerime sızan bir kedi-oluş nasıl ayırt edilir? Taklit değil, o ana değin ne isem o olmama, ‘ben’ olmama oluşuna iten hayvan-oluş, bitki-oluş…

Bir kedi, ben, bir imge,  bir bitki…

En az dikkat kesildiklerimiz, bu terimlerin, bu bedenlerin ‘arası’ndan geçenler gibidir, sezer gibiyiz. Tüm bedenlerin dışında, şu boşlukta cereyan edene bakmak… Aramızdaki şuncacık ve ortacık yerde ne coğrafyalar katedilir… Mutlak hızlar ne menem yavaşlıklardan geçer? Kımıldamamacasına oluşagelen bir diğeri nasıl rüzgarlar estirir? İçinden baktığımız bu atmosfer, sempatinin güzergahlarını, ortak yaşam patikalarını ve sıkıntıdan kurtarılacakları ayırt etmek için beklemeyi gerektirir, sezer gibiyiz. Bilindik ‘içeri’ler, kim bilir, ne ummadık ‘dışarı’lara sahip, bekleyip göreceğiz. 

Zira, bazen, belki de, yapmak değil görmek gerekir.

Sezer gibiyiz.